Eklenme tarihi 18 Mayıs 2020

ABONE OL

Akademisyenler ve Yazarlar ‘Şehir ve Salgın’ı Konuştu

Esenler Belediyesi Şehir Düşünce Merkezi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Şehir ve Salgın” temalı Şehir Yazarları ve Akademisyenleri Toplantısı, korona virüs kapsamında alınan tedbirler nedeniyle online platform üzerinden gerçekleştirildi.

11-20 Mayıs tarihleri arasında on farklı oturumda yazarlar ve akademisyenlerin ‘Şehir ve Salgın’ üzerine konuştuğu III. Şehir Yazarları ve Akademisyenleri Toplantısı online oturumlarla devam ediyor. Esenler Belediyesi Şehir Düşünce Merkezi’nin gerçekleştirdiği toplantılarda alanlarında uzman akademisyen ve yazarlar, korona virüs pandemisi sonrasında şehre ve şehrin yeniden inşasına dair fikir ve düşüncelerini dile getirdi.

 

MAARİF Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Cihad Demirli moderatörlüğünde online platformda gerçekleştirilen “Salgınla Baş Etme Yolları ve Sivil Toplum” konulu oturumda, YTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, Kızılay Genel Müdür Yardımcısı Gazi Alataş, Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Av. Mehmet Cengiz, Bâb-ı Âlem Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kara ve Esenler Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Taşçı konuşma yaptı.

 

“Salgınlarla Baş Etmek İçin Güçlü Otoritelere İhtiyaç Var”

Korona virüs gibi büyük salgınlarla baş etmek için güçlü otoritelere ihtiyaç olduğunun altını çizen Esenler Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Taşçı, “Güçlü otoriteyi öncelikle devlet oluşturur. Devlet olmazsa bu büyük boşluğu STK’lar dolduramaz. İnsanlık tarihi boyunca bu tip salgınlar olagelmiştir. Salgınların en bilineni Ortaçağ’da başlayan ve yüz elli yıl çeşitli aralıklarla devam eden veba salgınıdır. İspanyol gribinde ise elli ve seksen milyon arasında ölüm gerçekleştiği söyleniyor. Bu iki salgının ortak yönü, merkezi otoritelerin olmadığı ve şehirlerin perişan halde olduğu zamanlarda ortaya çıkmalarıdır. Devlet otoritesi yokluğu insanların moral desteği açısından da güvenecekleri bir yerin olmayışını beraberinde getiriyor” dedi.

 

Türkiye, Yardım Noktasında En Güçlü Ülkelerden Biri

Bu süreçte Sağlık Bakanı veya Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamaların halkı biraz daha rahatlattığını ifade eden Taşçı, STK’ların güçlü bir otoriteyle birlikte olduğunda büyük bir öneme sahip olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

 

“Bu süreçte bir ilçenin yönetiminde görev alan biri olarak STK’ların bize bu süreçte çok faydalı olduğunu söyleyebilirim. Bir STK adına yardım istemek ve belediye adına yardım istemek çok farklı reaksiyonlar alıyor. Kaynak elde etmek konusunda böyle bir avantajı var derneklerin. Biz yardım noktasında dünyadaki en güçlü ülkelerden birisiyiz. Belediye olarak bize ulaşan ve yardım talep edenler, gerek kaymakamlık gerek STK gerekse belediye üzerinden bize ulaşan hiç kimse yardımsız kalmadı.”

 

“Kurum Kapasitesinin Tespiti Eyleme Geçmek İçin Önemli”

STK’ların bundan sonra neye odaklanmaları gerektiğiyle ilgili bir sunum hazırlayan YTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, “Derneklerin bundan sonra ne yapacakları, kurum olarak neye hazır oldukları ve kapasitelerini tespit etmeye yoğunlaşmaları lazım. Kurumların içinde odaklanması gereken işlerde ayrıma ihtiyaç var. Özellikle kurumsal kapasitemizi geliştirmeli ve faaliyetleri yeniden gözden geçirmeliyiz. Kurumdaki kapasite kadar iş yapılır. Bilişsel kavrayış ve eylem kapasitesini birlikte düşünerek harekete geçmeliyiz” açıklamasını yaptı.

 

“Kurumsal Akılla Vizyon Çizilmeli”

STK’ların faaliyet alanlarının devamıyla ilgili masaya yatırılması gerektiğini söyleyen Erdoğmuş, her kuruluşun kendisi için analiz yaparak yeni gelişmelere hazırlıklı olmalarının panik ve çaresizlik hissini ortadan kaldıracağına değindi. Geleceğe hazırlanma noktasında bir vizyona ihtiyaç duyulduğunu aktaran Erdoğmuş, “Kurumsal akıl olarak bir resim çizilmeli ve kurumun tüm çalışanlarıyla birlikte oluşturulan ortak akla ve bunun sonucunun da eylem planı haline getirilmesine ihtiyaç var. Kurumda güven, motivasyon ve kaynak yoksa bunlar geç harekete geçmeyi doğurabiliyor. Çalışanları bilgilendirmek zihinlerinde oluşacak sorunların çözümünü sağlar. Kurumda ortak akla katılmalarını istiyorsak kafalarındaki sorunları çözmemiz gerekli” dedi.

“Korona Virüs Devamlılık Gösteren Bir Afet”

Korona virüs salgınının daha önce yaşanılan afetlerden farklılık gösterdiğini belirten Kızılay Genel Müdür Yardımcısı Gazi Alataş, daha önce yaşanan doğal afetlerde Türkiye’deki STK’ların, derneklerin ve kamunun imkanlarını seferber ederek afetin olduğu yere dışardan hizmet götürdüğünü, şu anki afetin devamlılığı sebebiyle yardım götürenlerin de potansiyel afetzede riski taşımasının bir krize yol açtığını ifade etti.

 

“Yardım Faaliyetleri Normalleşme Üzerine Olmalı”

Bu günlerde yardım faaliyetlerinin maddi yardımdan daha fazlasını çağrıştırdığını anlatan Alataş, “İnsanların içine kapandığı ve daha az sosyalleştiği bu günlerde işin ruhsal ve psikolojik destek boyutu daha fazla anlam kazandı. İnsanlara illaki ruhsal terapi vermek değil sosyal modellemenin değiştiği şu süreçte daha normal ve normale yakın ne olmalı bağlamında yaklaşılmalı. Bundan sonraki gelecekle ilgili değişik bir kaygımız var. ‘Bu süreçte bizim için hayat nasıl geçiyor, sonrasında bizi nasıl bir hayat bekliyor’, bunların konuşulması ve STK’ların toplumun normalleşmesine bu anlamda katkı sağlayacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

 

“Uluslararası Öğrenciler Bu Süreçte Dezavantajlı Grupta”

Süreç ilk başladığında neler yapabiliriz sorusuyla harekete geçtiklerini ifade eden Bab-ı Alem Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Mehmet Kara, “Düzenli olarak toplantı yaptık ve süreci değerlendirdik. Bu süreci yaşayan dezavantajlı grupların başında uluslararası öğrenciler geliyordu. Bu süreç başladığında ülkemizdeki öğrenciler evlerine gitti, uluslararası öğrenciler ise Türkiye’de kalmak zorunda kaldı. Yurtlar kapanınca öğrencilerimiz ortada kaldı. Öncelikle onlara barınma konusunda destek olmaya çalıştık ve onların barınma problemlerini çözdük” şeklinde konuştu.

 

Süreç başladıktan sonra Türkiye’de kalan öğrencilere faaliyetlerle ulaşmaya çalıştıklarını ve öğrencilerin bu süreçte evde sıkılmamaları için online programlar düzenlediklerini söyleyen Kara, “Bugüne kadar yaptığımız 43 tane farklı programla, öğrencilerin süreci daha rahat atlatmalarına destek olmaya çalıştık. Gençler için her gün program yaptık. Programlarda değerli büyüklerimizle öğrencilerin evlerine konuk olduk, öğrencilerin eğlenmeleri ve motive olmaları için ödüllü bilgi yarışmaları yaptık. Kendi ülkelerine dönen öğrencilerle bu sürecin ülkelerinde nasıl ilerlediğini konuştuk” dedi.

 

Normalde hayatını zor idame ettirirken bu kriz sebebiyle geçim ihtiyacı bakımından zor duruma düşen insanların olduğunu söyleyen Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Av. Mehmet Cengiz, “Bu süreçte çok fazla yardım çağrısı aldık. Devlet kendi kayıtlarındaki mutlak yoksul olarak gördüğü ailelere biner lira yardım yaptı. Bunu yapmasaydı durum daha zor olabilirdi” şeklinde konuştu.

 

III. Şehir Yazarları ve Akademisyenleri Toplantısı ‘Şehir ve Salgın’ konulu programda; “Şehrin Mimari Yapısı ve Karantina”, “Karantinada Şehir, Mimari Kültür ve Ev”, “Karantinada Aile ve Komşuluk İlişkileri”, “Korona Sonrası Bilgi Toplumu”, “Salgın Sonrasında Yeni Normallik”, “Salgınla Baş Etme Yolları ve Sivil Toplum”, “Salgın Döneminde Ekonomi ve Geçim”, “Salgın Sonrasında Yeni Normallik II”, “Karantinada Aile ve Komşuluk İlişkileri”, “Salgın ve Gençliğin Gelecek Algısı” üzerine oturumlar gerçekleştirildi.

 

III. Şehir Yazarları ve Akademisyenleri Toplantısı’nın “Salgın ve Gençliğin Gelecek Algısı” konulu kapanış oturumunu seyretmek için sehirdusunce.com sayfasından online olarak kayıt yaptırabilirsiniz.

III. Şehir Yazarları ve Akademisyenleri Toplantısı’nı izlemek için tıklayınız.

 

Diğer Haberler