Eklenme tarihi 23 Kasım 2018

ABONE OL

Sultanahmet Camii Aslına Döndü

"Zevk-i Tahattur" programının konuğu Nakkaş Semih İrteş, Sultanahmet Camii'nde yapılan restorasyon çalışmasıyla caminin aslına döndüğünü söyledi.

“Zevk-i Tahattur” programının konuğu Nakkaş Semih İrteş, Sultanahmet Camii’nde yapılan restorasyon çalışmasıyla caminin aslına döndüğünü söyledi.

Esenler Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü’nün düzenlediği, her ay değerli şahsiyetlerin hayatlarının konuşulduğu “Zevk-i Tahattur” programının bu ayki konuğu Nakkaş Semih İrteş oldu. Yöneticiliğini İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz’ın yaptığı program, Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleşti.

SULTANAHMET’TEKİ MAVİLİK SONRADANDI

Sultanahmet Camii’nin restorasyon çalışmasına katkı verdiğini söyleyen İrteş, bu çalışmayla caminin ilk aslına döndüğünü ifade ederek şunları aktardı:

“Sultanahmet Camii’nin Blue Mosque diye adlandırılmasına 1881 yılında yapılan tadilatta Dimitri usta imza atmış. Nakışın zeminine beyaz badana çekeceklerine mavi badana çekmişler. Böyle olunca camide istediğiniz rengi kullanın, zemin mavi olduğu için her renk mavi olarak görülecektir. Batılılar bu yüzden ‘Blue Mosque’ der camiye. Bizim yaptığımız restorasyon sonrası bu mavilik ortadan kayboldu. Caminin orijinali bozuldu diye haberler yaptılar fakat ben durumu anlattım, bu mavilik sonradan olmadır, diye. Şu an aslına döndü cami.”

AVRUPALILAR DITIB CAMİİ’Nİ RANDEVUYLA GEZİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz aylarda Almanya’nın Köln şehrinde açılışını yaptığı DITIB camisinin yeni bir çalışma olduğunu kaydeden İrteş, “Bu caminin mimarisi bizim geleneksel yapımızdan farklıydı. Biz de nakışları için ona göre bir kurgu yaptık, biraz Selçuklu biraz Osmanlı nakışlarından faydalandık. En önemlisi de bu nakışların içerisine cami medeniyetlerine yön veren ayetlerin işlenmesiydi. Ayet’el Kürsi ve Esma-ül Hüsna yapıldı kabartmalar üzerine. Yapı çok beğenildi. Şu an Avrupalılar, randevu alarak camiyi geziyorlarmış. Bunlar bizim Türk kültürümüzün devamlılığı ve sanatımız açısından fevkalade bir şey. İlk önce bizim kendi medeniyetimizden, sanatımızdan haberdar olmamız lazım. En azından katıldığımız sanat eğitimleriyle bu işlerin kültürünü almalıyız, illa ki ortaya müthiş eserler çıkarmamız gerekmiyor. Bu kültürü aldıktan sonra kendi eserimize sahip çıkmamız önemli. Bugün bizim çok fazla eski eserimiz var. Biz bunların restorasyonu ve korunmasıyla ilgili çalışmalıyız ve bu bilinci de çocuklarımıza aktarmalıyız” ifadelerine yer verdi.

Diğer Haberler