Eklenme tarihi 1 Kasım 2018

ABONE OL

Parayla Sanat Öğretilemez

"Zevk-i Tahattur" programında hatıralarını aktaran ebru ve hat sanatçısı Prof. Dr. Uğur Derman, "Eski devirde bir kişiye sanat öğretmek sanatın zekâtı olarak kabul edilirdi. Parayla sanat öğretilmezdi" dedi.

“Zevk-i Tahattur” programında hatıralarını aktaran ebru ve hat sanatçısı Prof. Dr. Uğur Derman, “Eski devirde bir kişiye sanat öğretmek sanatın zekâtı olarak kabul edilirdi. Parayla sanat öğretilmezdi” dedi.

Esenler Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü’nün düzenlediği, her ay değerli şahsiyetlerin hayatlarının konuşulduğu “Zevk-i Tahattur” programının bu ayki konuğu, hat ve ebru sanatçısı akademisyen Prof. Dr. Uğur Derman oldu. Yöneticiliğini İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz’ın yaptığı program, Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki Otağ-ı Hümayun’da gerçekleşti.

OSMANLICA YAZARAK ÖĞRENİLİR

Gelenekli sanatların duayeni olarak tanınan Prof. Dr. Uğur Derman, gençlik yıllarında Osmanlıca Türkçesi, Arapça, Farsça lisanı ve edebiyatı üzerine verilen eğitimlerin çok kısıtlı olduğunu belirterek, “Lise sondayken Mahir İz hocamız bize bu konular üzerine seminerler veriyordu. 1950’li yıllarda Türkiye’nin hiçbir lisesinde böyle seminer yapılmadı, takip edilse de izin vermezlerdi. Arapça ve Farsça eğitimi almak için ya Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne ya da bir medreseye gidip kendinizi yetiştirmeniz gerekirdi. Başka şekilde Arapça öğrenemezdiniz. Mahir Bey benim alakamı görünce beni Arapça öğrenmeye teşvik etti, daha sonra beni Arap ve Fars edebiyatını memlekette en iyi bilen isim olan Hafız Yusuf Cemil Ararat’a ders almam için götürdü. Üç ay içinde Hafız Yusuf Bey bana harfleri öğretti. Osmanlıcanın okuyarak değil, yazarak öğrenildiğini anlattı. Eğer Osmanlıca öğrenmek istiyorsanız, size de tavsiyem yazarak öğrenmeyi deneyin” ifadelerine yer verdi.

ÖĞRETMEK SANATIN ZEKÂTIDIR

Eski devirlerde hattatların eserleri karşılığında bir ücret talebinde bulunmadığına değinen Derman, Cumhuriyet Dönemi’nde harf inkılabının yapılmasıyla geleneksel sanatlara olan ilginin yavaş yavaş azalmaya başladığını, bu durum karşısında da hattatların siparişlerinden cüzi miktarlarda ücret talep ettiklerini söyledi. Öğrencisi olduğu Hezarfen Necmettin Okyay’ın da kendisine hat öğretirken bir ücret talep etmediğini ifade eden Derman, “O zamanlar bir kişiye sanat öğretmek, sanatın zekâtı olarak kabul edilirdi. Parayla sanat öğretilmezdi” dedi.

HAT USTALARI ‘ÖMRÜMÜN BEREKETİ’NDE

Hat dersi alırken pek çok hattatla ve dönemin değerli şahsiyetleriyle tanışma şansı yakaladığını söyleyen Prof. Dr. Uğur Derman, bu kişilerden bazılarının kitaplarında yer aldığını belirterek eserleriyle ilgili şunları ekledi:

“Kitap olarak ilk neşrim 1977’de ‘Türk Sanatında Ebru’ oldu. Bu kitap ebruculuğa dair ilk çıkan kitabım. 1982’de ‘Türk Hat Sanatının Şaheserleri’ diye bir kitabım daha çıktı. Bu çalışmam sonrasında yazdığım ‘İslam Kültür Mirasında Hat Sanatı’ kitabım İngilizce, Malayca, Arapça ve Japonca dillerine çevrildi. Sabancı Müzesi yapılmaya başlayınca müzenin kataloğunu yazdım. Dünyanın çeşitli yerlerindeki müzeler için yazdığım broşürler de oldu. Diğer çalışmalarımdan sonra, hatıralarını kaleme aldığım ‘Ömrümün Bereketi’ kitabım çıktı. Bu kitabımda Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar hat ustalarının portrelerini kaleme aldım.”

Program sonunda Esenler Belediyesi Başkan Yardımcısı Hasan Taşçı, Prof. Dr. Uğur Derman’a “Aheng-i Hümayun” albümünü hediye etti.

Diğer Haberler