Eklenme tarihi 24 Şubat 2017

ABONE OL

Osmanlı Şehirleri Mevsimleri Yansıtırdı

Şehir Dersleri'nde, Osmanlı şehirlerinin doğayı kendi şahsiyetinde bıraktığını söyleyen Doç. Dr. Aynur Can, "Osmanlı, şehirde meyve ağaçlarına verdiği önemle, mevsimleri idrak etmemizi sağlıyordu" dedi.

Şehir Dersleri’nde, Osmanlı şehirlerinin doğayı kendi şahsiyetinde bıraktığını söyleyen Doç. Dr. Aynur Can, “Osmanlı, şehirde meyve ağaçlarına verdiği önemle, mevsimleri idrak etmemizi sağlıyordu” dedi.

Esenler Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü’ne bağlı Şehir Düşünce Merkezi’nin düzenlediği Şehir Dersleri programında Marmara ÜniversitesiYerel Yönetimler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aynur Can, Oruç Reis Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerine “Kent Estetiği” konulu bir ders anlattı.

Şehir estetiğinin biçimlerden okunduğunu ifade eden Aynur Can, “Yeme içme, dil ve davranış biçimleri, eğlence kültürü, hobiler, konutlarımız, kılık kıyafetler bize o şehrin kültürünü veriyor” dedi.

ŞEHRİN RENGİ, SESİ, KOKUSU, İDDİASI VAR

Her şehrin arka planında onu oluşturan değerler olduğunu söyleyen Doç. Dr. Aynur Can, “İnsan, şehir içinde yaşarken beş duyusuyla şehri de kendisini de anlamaya çalışıyor. Biz içimizde de kendi kendine bir dünyayız, mülküz. Kendi mülkümüzde yaşıyoruz. İnsan dışını tanıdığı kadar iç âlemini de tanımalı. Şehirde renkleri seyredebiliyoruz. Şehrin renkleri, sesleri, kokular, söylemleri, iddiaları var. Bunlar sayesinde estetik zevkin oluştuğu özel ortamlar oluşuyor. İstanbul bu yönüyle çok zengin bir yer. İstiklâl Caddesi ayrı bir dünya, Boğaz ayrı, pazar yeri ya da alışveriş merkezleri ayrı bir dünya. Biz, şehirde güzeli aramalı ve bulmalıyız. Yerli şehirden zevk almalı, Batı şehirlerini de tanımalıyız” diye konuştu.

İSTANBUL’UN KEYFİNİ ÇIKARAMIYORUZ

Çalışma ve iş odaklı bir şehre dönüştüğü için İstanbul’un keyfini çıkaramadığımızı belirten Can, “Beyoğlu ve Eminönü’nde, taburelerde oturup balık ekmek yeme kültürü bize, Doğu’ya ait bir özellik. Haliç’e, Galata’ya hatta martılara baktığımızda İstanbul’un sembollerini görüyoruz. 1950’lerde, göç sonrası İstanbul daha çok karayolları üzerinden sırtını denize vermiş, çalışma ve iş odaklı bir şehre dönüşmüş. Bugün Bizans ya da Osmanlı’daki gibi İstanbul’un keyfini çıkaramıyoruz çünkü biz çalışmaya inanmış bir topluluğuz” şeklinde konuştu.

OSMANLI ŞEHİRLERİ MEYVE AĞAÇLARI DOLUYDU

Osmanlı Devleti’nin şehrin karakterine uygun bir mimarisi olduğunu aktaran Can,”Osmanlı şehirleri, doğayı kendi şahsiyetinde bırakır. Osmanlı, şehirde meyve ağaçlarına önem verirdi. Osmanlı şehirleri böylece bizim mevsimleri idrak etmemizi sağlıyordu. Modern ve postmodern şehirlerde insanlar bu zaman kavramlarını ve mevsimleri ayıramaz oldu çünkü şehirler daha çok estetik algıya yönelik dizayn ediliyor” ifadelerine yer verdi.

Diğer Haberler