Eklenme tarihi 28 Aralık 2020

ABONE OL

ÖMER SEYFETTİN ÖYKÜ GÜNLERİ’NDE ESENLER’DE ANILDI

Esenler Belediyesi, Ömer Seyfettin’i vefatının 100. yılına özel olarak düzenlediği "Esenler Öykü Günleri" ile andı.

Salgın tedbirleri kapsamında çevrim içi olarak “www.sehirekrani.com” ve “Şehir Ekranı” YouTube kanalından canlı yayınlanan etkinliğin “Ömer Seyfettin Öyküsü” başlıklı oturumunu şair ve yazar Özcan Ünlü yönetti. Son kitabı “Sıfırdan Başlamak”ta eğitim sürecinde karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini öyküleştiren yazar Erhan Genç ile 7. öykü kitabı “Fantastik Şeyler” ile ilgi gören yazar Naime Erkovan etkinliğe konuk oldu.

 

Ünlü, etkinliğin ithaf edildiği Türk hikâyeciliğin başlangıcı sayılan Ömer Seyfettin’in konuşulduğu özel bir oturum olduğunu belirterek, 50 izleyiciye Ömer Seyfettin sesli kitabının armağan edileceğini söyledi.

 

YAZMAYA ÖMER SEYFETTİN’İ TAKLİT EDEREK BAŞLADIM

 

Ömer Seyfettin ile iki kere tanıştığını belirten Erhan Genç, “İlk tanışmam birçok kimse gibi ilkokul yıllarına dayanıyor. Öğretmenimiz bir sınıf kitaplığı yapma planıyla herkese ailesine birer kitap aldırmasını söylemişti. Ben de babama ‘Benim için bir kitap alır mısın?’ dedim ki hani götüreyim okulda sınıf kitaplığına koysun. Çünkü çok para harcamadan daha fazla kitap okuyabilmenin yollarından bir tanesi de herkes birer tane kitap getirecek onu okuyacak sonra birbirinin aldığı kitabı da okuyacak ki bir kitap parasına otuz kitap okumuş olacaksın. Babamın Ömer Seyfettin’in seçme hikâyelerinin yer aldığı kitabı almasıyla birlikte yazarla ilk tanışmam gerçekleşmiş oldu” dedi.

 

ÖMER SEYFETTİN’İN MİZAHİ TARAFI OLDUĞUNU BİLMİYORDUM

 

Ömer Seyfettin ile ikinci tanışmasının üniversite yıllarında gerçekleştiğini dile getiren Genç, şunları kaydetti:

 

“Ömer Seyfettin’in çoğu hikâyesinin bulunduğu 2 ciltlik kitabı edinmiştim. Aslında ilk tanışmamla ikinci tanışmam arasında da epey bir uçurum olduğunu bu hikâyeleri okurken fark ettim. Çünkü tırnak içerisinde basit bir hikâyeciydi belki çocuklara hitap eden kısa hikâyeleri vardı ama Ömer Seyfettin’in bu kadar mizahi tarafı olduğunu, hiciv tarafı olduğunu, içinde zekâ pırıltılarını bulunduran hikâyeler yazabildiğini bilmiyordum. Bu kitabı okurken ikinci kez tanıştım ve gerçekten tanıştım diyebiliyorum. O zamanlar yeni yeni bir şeyler yazmaya çizmeye çalıştığım döneme denk geldiği için biraz Ömer Seyfettin’i taklit ederek de başladım diyebilirim. Bu hikâyeleri okuyordum bende bir şevk uyandırıyordu, ben de aynısını yazabilir miyim diyerek taklit ediyordum. Hikâyeleri ben genel olarak ikiye ayırıyorum. Birincisi okuyup geçtiğimiz hikâyeler, İkincisi bizi sarsan bizde iz bırakan bir dönem içimizde taşıdığımız ve de okurken bizde yazma isteği uyandıran hikâyeler diye ayırıyorum.”

 

DİLDE VE TÜRKÇÜLÜKTE ÖN PLANA ÇIKTI

 

Ömer Seyfettin’in dilde ve Türkçülükte ön plana çıktığını anımsatan Genç, “Bunu sadece söylemde bırakmıyor. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp’ten aldığı bu düşünce sistemini kendi hikâyelerinde uyguluyor. Dili sadeleştirelim diyerek bırakmıyor, bizzat sade dille yazılmış hikâyelerini yayınlıyor. Bunu da üç şeye bağlıyor, ideal birliği, şuur birliği ve din birliği” değerlendirmesinde bulundu.

 

BİLDİĞİ VE İNANDIĞI HER ŞEYİ AKTARMAYA ÇALIŞTI

 

Ömer Seyfettin’in “Eski Kahramanlar” kitabını 1917-1918 yıllarında yazmaya başladığını ve 2 yıl sonra da vefat ettiğini belirten Naime Erkovan, “O kadar çok şey görmüştür ki aslında birçok savaşa katıldı biliyorsunuz. Balkanlar’da yer aldı, her şeyden önce bir askerdi, babası askerdi. Öyle bir zamanda yaşayıp, o kadar çok şey görüp, çokça şey biriktirmişti bence Ömer Seyfettin” ifadesini kullandı.

 

İdealist tarafı da düşünüldüğünde Ömer Seyfettin’in anlatacak çok şeyi olduğunu bu nedenle durmaksızın yazdığını dile getiren Erkovan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Gelecek nesillere bir şeyler bırakabilmek ve onun baktığı yerden görebilmelerini sağlayabilmek adına yazmaya daha fazla odaklanmış. Belki de hastalığının ilerlemesi ve kıyıcı hale gelmesini biraz da kendini çok fazla yazmaya adamasına da bağlayabiliriz. Son döneminde tek başına kalıyordu. Gördüğü şahit olduğu şeylerin getirdiği travmatik bir durum ama yazdığı, bildiği ve inandığı her şeyi aktarmaya çalıştı Ömer Seyfettin.”

 

Ömer Seyfettin’in hikâyelerinin yanı sıra son dönem öykü ve hikâyelere de değinilen oturumda katılımcılar, yazarlığa başlama hikâyelerini ve güncel çalışmalarını da anlattı.

Diğer Haberler