Eklenme tarihi 14 Mayıs 2012

ABONE OL

Günümüzde Asr-ı Saadet’i Yaşamak

Esenler Belediyesi Birlik ESGEV tarafından düzenlenen Kutlu Doğum programında araştırmacı-yazar Cemil Tokpınar, “Ahir Zamanda Asr-ı Saadeti Yaşamak” konulu bir konferans verdi. Tokpınar, “Bugün neredeysek, o gün de orada olurduk” dedi.

Esenler Belediyesi Birlik ESGEV tarafından düzenlenen Kutlu Doğum programında araştırmacı-yazar Cemil Tokpınar, “Ahir Zamanda Asr-ı Saadeti Yaşamak” konulu bir konferans verdi. Tokpınar, “Bugün neredeysek, o gün de orada olurduk” dedi. Esenler Belediyesi Birlik ESGEV (Esenler Gençlik ve Bilgi Evi) tarafından düzenlenen Rahmet Peygamberini (s.a.v.) Anma Programı düzenlendi. Esenler Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen program, Hafız Mehmet Bilir’in Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Lokman Yıldız’ın sunuculuğunu yaptığı program, Suffe Vakfı Müdürü Saltuk Buğra Tekbaş’ın kısa hoş geldiniz konuşmasının ardından Gülnur Can Deniz adlı öğrencinin Peygamberimiz (s.a.v.) in Veda Hutbesi’ni okuması ile devam etti. Veda Hutbesi’nin ardından araştırmacı-yazar Cemil Tokpınar, “Ahir Zamanda Asr-ı Saadeti Yaşamak” konulu bir konferans verdi. Kendine has üslubu ile dinleyenlerin gönlüne hitap eden Tokpınar, Asr-ı Saadet ile ilgili bilgiler ışığında konferansına başladı. Sahabenin Peygamberimize (s.a.v.) “(Ya Resulullah bizi tanıyorsun. Ya bizden sonraki ümmetini nasıl tanıyacaksınız?) diye sorduğunu belirterek, “O da (s.a.v.)  abdest uzuvlarından. Ümmetimin uzuvları parlayacak buyurdu” dedi.

YERMÜK’TE KARDEŞLİK DERSİ

Bu seneki Kutlu Doğum Haftası’nın ana temasının “Kardeşlik ve Kardeşlik Hukuku” olduğunu hatırlatan Tokpınar, Asr-ı Saadet’ten bir kardeşlik örneği vererek konuşmasına şöyle devam etti: “İslam tarihte eşi, benzerine az rastlanılan çarpışmalara ve büyük kahramanlıklara sahne olan Müslümanlar ile Bizans arasındaki Yermük Savaşı vardır. Bu savaştaki bir olay, Asr-ı Saadet’te kardeşliğin en güzel örneğini bize göstermektedir. Savaşın en çetin zamanında bir sahabe yaralılar arasında dolaşırken, kızgın çöl üzerinde yatan ve ölmek üzere olan Hariş bin Hişam’ın (su) diye mırıldandığını duyar. Sahebe hemen kendisine su götürür. Ancak, bu sırada az öteden bir (su) sesi daha gelir. O da İkrime bin Ebu Cehil’dir. Bu sesi duyan Haris bin Hişam sahabeye gözüyle işaret ederek içmeden suyu ona götürmesini ister. Suyu İkrime’ye götürdüğünde ise yan taraftan Ayyaş bin Ebu Raiba’nın (su) dediği duyuldu. Bu sefer de İkrime suyu içmeden Ayyaş bin Ebu Rabia’ya götürmesini istedi. Sahebe suyu Ayyaş bin Ebu Rabiaya götürdüğünde kelime-i şehadet götürerek ruhunu teslim ettiğini gördü. Geri dönüp suyu Ayyaş bin Ebu Rabia’ya götürdüğünde onun da hayatını kaybettiğini, Hariş bin Hişam’a döndüğünde aynı şekilde şehadetle ruhunu teslim ettiğini gördü. Ölüm anında bile belki kardeşimin benden daha çok ihtiyacı vardır diyerek üç sahabe de suyu içemeden ruhunu teslim ediyor. İşte kardeşlik budur. Cenab-ı Allah bu kardeşliğin zerrelerini bize de nasip etsin”.

BUGÜNKÜ YERİMİZDE OLURDUK

“Kardeşlik” adına bu güzel örneğin ardından Cemil Tokpınar, “Biz de Asr-ı Saadet’te yaşasaydık onlar gibi olur muyduk?” sorusunu sordu ve şu cevabı verdi: “Kimse (O devirde yaşasaydık bizler de onlar gibi olurduk) diye kendini kandırmasın. Çünkü o zaman da bütün hakikatlere rağmen müşrikler, münafıklar vardı. Bunun denklemi şu: Bugün neredeysek, o gün de orada olurduk. Bugün ibadetlerimizi ne kadar yerine getiriyoruz, Allah’ın dinine ne kadar hizmet ediyoruz? Eğer siz idrak edebilirseniz ve görebilirseniz bugün de Peygamberimiz aramızda. Bazen camide yanımızda, bazen çarşı-pazarda yanımızda, bazen işimizde aramızda. Ruhaniyyeti ile içimizde. Önemli olan ona bakacak yüzümüz olsun”.  Kutlu Doğum programı, Ömer Faruk Elmas’ın kum sanatı gösterisinin ardından sona erdi.

 

Diğer Haberler