Eklenme tarihi 26 Temmuz 2012

ABONE OL

Esenler Peygamber Torununu Andı

Esenler, bu topraklarda iz bırakanları ağırlamaya devam ediyor. Anadolu’yu Mayalayanlar’ın son misafiri, Hz. Peygamber’in (s.a.v) soyundan Seyyid Abdülhakim Arvasi’ydi. Arvasi’yi Prof. Dr. Ramazan Ayvallı Esenlerlilere anlattı.

Esenler, bu topraklarda iz bırakanları ağırlamaya devam ediyor. Anadolu’yu Mayalayanlar’ın son misafiri, Hz. Peygamber’in (s.a.v) soyundan Seyyid Abdülhakim Arvasi’ydi. Arvasi’yi Prof. Dr. Ramazan Ayvallı Esenlerlilere anlattı.  Esenler Belediyesi’nin düzenlediği Ramazan Kültür Etkinlikleri dolu dizgin devam ediyor. Esenler Dörtyol Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinlikler, iftarın ardından çocuk animasyonları ile başlıyor. Ramazan etkinlikleri, teravih namazı sonrasında yüzyıllar boyunca toplum üzerinde etkili olmuş manevi üstünlüklere sahip gönül erlerinin Esenlerlilerle buluşturulduğu Anadolu’yu Mayalayanlar programları ile devam ediyor. Anadolu’yu Mayalayanlar programının son misafiri ise, son devir İslam âlimlerinden, Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin’in soyundan gelen Abdulhakim-i Arvasi oldu. Kur’an- ı Kerim tilaveti ile başlayan programda merhum Arvasi’yi, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ramazan Ayvallı anlattı.

ZAMANIN KANDİLLERİYDİ

Konuşmasına Hz. Peygamber’e salâvatla başlayan Ayvallı,  daha sonra bu güzel ve bir o kadar da faydalı olarak değerlendirdiği toplantıyı tertip eden Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu’ya ve emeği geçen herkese teşekkür ederek devam etti. Ayvallı, “yaşadığı zamanın kandilleri” dediği bu erenlerimizi tüm Türkiye’ye,  tüm dünyaya anlatmak, özellikle de gençlerimize anlatmanın boynumuzun borcu olduğunu belirtti. Arvasi Hazretlerinin eğitim yönüne vurgu yaparak örgün eğitimden çok yaygın bir eğitimci olduğuna değinen Ayvallı, Arvasi Hazretlerinin kısa biyografisini anlattıktan sonra ilmi yetkinliğine de vurgu yaptı. Arvasi’nin hem zahiri, hem de batıni ilimlerde icazet aldığını belirten Ayvallı, merhumun 1914 yılında Van – Başkale’de ikamet ederken I. Dünya Savaşı ile Ruslar’ın Doğu’yu işgali sırasında buradan hicret edip Irak’a, oradan Adana, Eskişehir’e ve en sonunda da İstanbul’a geldiğini, 150 kişi ile başlayan seyahatin yolda yaşanan sıkıntı ve hastalıklarla ancak 20 kişi ile tamamlanabildiğini belirtti.

“BEN” DEDİĞİ DUYULMADI

Kendine has anlatım üslubu ile dinleyicileri mest eden Ayvallı, Seyyid Abdulhakim Arvasi’nin yaşayışı ve ahlakına da değinerek, “Her hali ve hareketi ile İslamiyet’e uyardı. Çok mütevazı olup; (Ben) dediği işitilmemiştir” dedi. Yaşadığı dönemde Arvasi Hazretleri’nin yetiştirdiği talebelerinden dinlediği hatıraları ve kerametlerine ilişkin bilgiler de veren Ayvallı, Şair Necip Fazıl ile ilgili bir hatırasını şöyle anlattı: “Üstad Necip Fazıl’dan bizzat dinledim. Merhum Abdulhakim Efendi Süleymani’ye Camii’nde vaaz vermektedir. Necip Fazıl da 10 soru yazar var soruları cebine koyup Süleymaniye Camii’ne gider. Vaazdan sonra soruları kendisine soracaktır. Ancak, Arvasi Hazretleri vaazı sırasında Necip Fazıl’ın sorularını birinciden başlamak üzere tek tek cevaplandırmaktadır.  Üstad bir ara (acaba soruları cebimden düşürdüm de eline mi geçti?) diye şüphelenir. Cebine bakar soru kâğıdı yerinde durmaktadır. Arvasi’nin büyük bir âlim olduğunu vurgulayan Prof. Ayvallı, şöyle konuştu: “Doğu’da yetişmiş alimler arasında özel bir yeri olan bu zat hakkında sadece yüksek lisans tezleri değil, doktora tezlerinin hazırlanması gerekir. Seyyid Abdulhakim Efendi son asırda yetişen, zahir ve batın ilimlerinde kamil, 4 mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir, büyük bir alim ve ruh bilgilerinin mütehassısı büyük bir velidir diyebiliriz. Abdulhakim Efendi’nin babası Halife Mustafa Efendi, Hakkari’nin Yüksekova kazasının Sakitan köyündendir. Mustafa Efendi, gördüğü kimsenin hangi namazı kılmadığını gözünden anlardı. Dinin emir ve yasaklarına fevkalade titiz, din bilgilerini yaymada gayretli ve çok cömertti. Babası Seyyid Mustafa Efendi ve bütün dedeleri zamanın âlimleri ve faziletli insanlarıydılar. Arvasi ailesi 600 seneden beri ilim yaymakla ve en üstün insanlık meziyetlerinde numune olmakla tanınmış ve halk arasındaki ayrılıkları gidermekle, milli birliği sağlamakla vazifeleri üstlenmiş bir ailedir. Her hali ve hareketiyle İslamiyet’e uyardılar.”Abdülhakim-i Arvasi Hazretlerinin, 1943 yılında Ankara’da vefat ettiğini ve kabrinin Bağlum kasabasında bulunduğunu söyleyen Ayvallı, konferansının son bölümünde onun ibret dolu sözlerinden örnekler aktardı. Gece, âşıklar Ahmet Poyrazoğlu ve Orhan Üstündağ’ın türkü ve atışmaları ile sona erdi.

Diğer Haberler