Eklenme tarihi 19 Ocak 2012

ABONE OL

104’lük çınardan hayata bakış

İkinci Dünya Savaşı yıllarında 4 yıl askerlik yapan, Türkiye’nin bir asırlık gelişimine şahitlik eden Şükrü Karabul, 104 yaşına rağmen hayata sımsıkı sarılıyor. Yokluk, kıtlık, korku, acı, gözyaşı ve sevince dair hayatın her halini defalarca yaşayan Karabul, ömründeki tek dayanağının ‘umut’ olduğu söylüyor ve “Umudunu kaybeden her şeyini kaybeder” diyor.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında 4 yıl askerlik yapan, Türkiye’nin bir asırlık gelişimine şahitlik eden Şükrü Karabul, 104 yaşına rağmen hayata sımsıkı sarılıyor. Yokluk, kıtlık, korku, acı, gözyaşı ve sevince dair hayatın her halini defalarca yaşayan Karabul, ömründeki tek dayanağının ‘umut’ olduğu söylüyor ve “Umudunu kaybeden her şeyini kaybeder” diyor.

Esenler Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nün “Yalnız Değilsiniz” projesi kapsamında ilgiye ve şefkate muhtaç yaşlılara yaptığı ziyaretlerin son adresi, ailesiyle beraber yaşayan 104 yaşındaki Şükrü Karabul’un evi oldu. Esenler Belediyesi Toplumsal İletişim Merkezi (ESTİM) personelleri ile birlikte Karabul’u ziyaret eden Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri, asırlık çınarın anılarını dinledikçe, tarihin derinliklerinde ülkemizin nereden nereye geldiğini canlı bir şahidin ağzından duyma fırsatı buldular. Ziyaretçiler, Şükrü dedenin anlattıklarıyla an oldu hüzünlendiler, an oldu sevindiler.  Şükrü Karabul’un anlattıklarının satır aralarında günümüz gençliğine de altın tavsiyeler vardı.

Savaşlara tanıklık eden koca bir ömürBir asırlık ömür onunki, inişli çıkışlı engebelerle dolu. Bir tarih kitabı adeta… Öylesine güngörmüş, geçirmiş ki tarihte yaşanan birçok olaya tanıklık etmiş. 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar birçok savaşlara şahit olmuş, nice kıtlık ve yoklukları yaşamış… Esenler Kemer Mahallesi’nde yaşayan 104 yaşındaki Şükrü Karabul, ilerlemiş yaşına rağmen her şeyi daha dün gibi hatırlıyor. Saçlarına düşen aklar ve yüzündeki kırışıklıklar olmasa genç bir delikanlı gibi aslında. Hala dimdik, hala mutlu ve hala sevecen. Çevresinde tek-tük kalan yaşıtlarının aksine  Şükrü Karabul, hayata sımsıkı ve büyük bir azimle tutunuyor. Onu yaşıtlarından farklı kılan da yıllara meydan okuyan azmi belki de…

4 yıl askerlik, 1 yıl hapisHayatındaki birçok zoru, engeli azmi ile başarmış Karabul. Acılarla, sevinçlerle, hüzünlerle ve mutluluklarla geçirmiş koca bir ömrü. Yaşamı boyunca pek çok haksızlığa göğüs germiş, hakaretlere maruz kalmış; ama vazgeçmemiş hayata karşı mücadelesinden. Hayata karşı en büyük sınavını da İkinci Dünya Savaşı yıllarında vermiş Karabul. 1942 yılında vatani görevini yerine getirmek için askerlik şubesine başvurduğunda,  okur -yazarlığı ve bilgisi olmadığı için önceden yoklama yaptırmaması nedeniyle asker kaçağı olarak kayıtlara geçmiş. Ne yapıp, ne ettiyse haklılığını kabul ettirmemiş. O dönem zorunlu askerlik süresinin uzatılması nedeniyle Adana’nın Tarsus ilçesinde tam 4 yıl askerlik yapmış. İnsanlık tarihindeki en kanlı savaşın yaşandığı dönemde çok zor şartlarda askerlik yaptığını anlatan Karabul, yaşadığı tüm zorluklara rağmen vatani görevini başarıyla tamamladığını anlatıyor gururla. Tamamlamış, tamamlamasına ama kayıtlara geçen asker kaçağı damgasından kurtulamamış bir türlü. Zar zor da olsa komutanı ikna edip 1 aylık hapis cezasından kurtulmayı başarabilmiş ve terhisinin hemen ardından memleketi Giresun Çamoluk’a gitmiş. Ailesiyle hasret giderdikten sonra iş bulmak ümidiyle kısa bir süreliğine İstanbul’a göç etmiş, ailesini memlekette bırakarak. Biraz para biriktirip memleketine döndüğünde acı bir sürprizle karşılaştı.  Askeriyeden gönderilen bir yazıda, asker kaçağı olarak kayıtlara geçtiği için 1 aylık hapis cezasına çarptırıldığını öğrenince dünyası kararmış Şükrü Karabul’un… Masum olduğunu bile bile 1 ay Tarsus’ta hapis yatan Karabul, dört duvar arasında demir parmaklıkların ardında çeşitli hakaretlere maruz kalmış. Asker kaçağı olmakla itham edilen Karabul, “Adeta terörist muamelesi gördüm.  (Hangi mağarada yatıyordun, sen vatan hainisin) şeklindeki hakaretleri bir türlü unutamıyorum. Vatanı için 4 yıl askerlik yapan insana bunlar nasıl söylenir?” şeklinde konuşuyor.

Bütün dayanağım umudumduSavaş yılları ve dönemin zor şartları nedeniyle hem askerde hem de hapiste çok zor günler geçirdiğini anlatan Karabul, yaşadığı tüm zorluklara katlanıp kendisi ve ailesi için ayakta kalmayı başarabildiğini söylüyor.  Türk  Ordusunun her türlü tehlikeye karşı ayakta tutulduğu bir dönemdeş, umudunu hiç yitirmediğini anlatan Karabul, “O zaman ki bütün dayanağım, hiç kaybetmediğim umudumdu. Ne 4 yıl askerlik, ne de haksız yere hapiste yatışım umudumu yitirmeme neden oldu. Beni ayakta tutan da oydu” dedi.

Vergi ödeyememek için hayvanları sakladıkHapis günlerinin ardından memlekete dönen ancak, istihdam olanaklarının kısıtlı olması nedeniyle zor günler yaşadığını söyleyen Karabul, o dönemlerde vergilerin özellikle de hayvan başına alınan vergilerin çok yüksek olması sebebiyle çok ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirtti.  Maddi imkânsızlıklar nedeniyle vergilerini ödemekte zorlandıkları hayvanlarını sakladıklarını söyleyen Karabul, çareyi 6 çocuğuyla beraber İstanbul’a göç etmekte bulduklarını ifade etti. Karabul, İstanbul’da uzun bir süre pazarlarda hamallık yaparak para kazanmaya ve ailesini geçindirmeye çalıştığını anlattı. Bir boya fabrikasında iş bulduktan sonra hayatını yavaş yavaş düzene koymaya başladığını anlatan Karabul, kimseye muhtaç olmadan koca bir asrı devirdiği için Allah’a şükrediyor.

Hayat bir sınav, umut her şeyimiz 1991 yılında eşini kaybettikten sonra çocuklarıyla beraber yaşamaya devam eden Karabul, o gün bugündür hala çocuklarıyla beraber yaşadığını söyledi. Ardında bıraktığı kocaman bir ömüre inat hala “Daha yaşayacağım çok şey var” diyen Karabul, uzun yaşamasının sırrını da şöyle özetliyor:“Hayatım boyunca o kadar çok şey gördüm ki, ne yaşadığım acı tecrübeler, ne de uğradığım haksızlıklar beni hayata karşı yıldırdı. Her zaman halime şükrettim. Yaşamaktan, yaşamak için mücadele etmekten asla yorulmadım. Hayat bir sınavdı ve ben bu sınavı geçmek ve tamamlamak için çalıştım ve hala çalışıyorum. Beni ayakta tutan en büyük güç ise; umudum. Hayat felsefemde umudu bitenin, her şeyinin bittiğine inanırım. Çünkü umudunu kaybeden her şeyini kaybeder.”

 

Diğer Haberler